21 Eylül 2026 · Vergi · Ekonomi · Makale
Şirkete Nakit Koymanın Vergi Karşılığı: Nakit Sermaye İndirimi
Şirket ihtiyaç duyduğu kaynağı bankadan kredi olarak almak yerine ortağından nakit sermaye olarak alırsa, ödemediği faize benzer bir tutarı matrahından indirebilir.
Teşvikin arkasındaki mantık
Bir şirket büyürken kaynağa ihtiyaç duyar. Bu kaynağı iki yoldan bulabilir: borçlanarak ya da ortaklarından sermaye alarak. Vergi sistemi uzun yıllar boyunca birinci yolu dolaylı olarak teşvik etti, çünkü kredi faizi gider yazılabilirken sermayenin bir maliyeti gider olarak dikkate alınamıyordu. Bu durum, şirketleri özkaynak yerine borca yönlendiren bir asimetri yaratıyordu.
2015 yılında yürürlüğe giren düzenleme bu dengesizliği azaltmak için getirildi. Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi, nakit olarak artırılan sermaye üzerinden hesaplanan farazi bir faiz tutarının belirli bir oranının kurum kazancından indirilmesine imkân tanıyor. Ortak parayı şirkete koyuyor, şirket bu para için kimseye faiz ödemiyor, ancak ödemiş olsaydı katlanacağı maliyetin bir kısmını matrahından düşebiliyor.
Kimler yararlanabilir?
İndirim sermaye şirketlerine tanınmıştır; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler kapsamdadır. Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri kapsam dışında bırakılmıştır.
İki durum indirimi doğurur: mevcut bir şirkette ödenmiş veya çıkarılmış sermayenin nakdi olarak artırılması, ya da yeni kurulan bir sermaye şirketinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı. Her iki hâlde de belirleyici olan, paranın şirketin banka hesabına fiilen yatırılmış olmasıdır. Taahhüt edilmiş ancak ödenmemiş sermaye indirim hesabına girmez.
Hesap nasıl yapılıyor
Formül dört çarpandan oluşur: nakdi sermaye artışı, ticari krediler faiz oranı, indirim oranı ve süre. Kullanılacak faiz oranı, Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan, bankalarca açılan Türk lirası cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranıdır. Bu oran her yıl için ayrı açıklanır; örneğin 2024 yılı hesaplamalarında kullanılan oran yüzde 55,58 olmuştur.
Süre çarpanı, sermayenin şirket hesabına yatırıldığı ay ile hesap dönemi sonu arasındaki ay sayısının on ikiye bölünmesiyle bulunur. Tescilin ve ödemenin yapıldığı ay tam ay olarak sayılır. Bu nedenle yıl içinde erken yapılan bir sermaye artırımı, aynı tutarda ama aralık ayında yapılan bir artırıma göre çok daha yüksek indirim üretir.
Bir örnek üzerinden bakalım. Şirket mart ayında 10.000.000 TL nakdi sermaye artırımını tescil ettirmiş ve tutar aynı ay banka hesabına yatırılmış olsun. Faiz oranının yüzde 55,58 ve indirim oranının yüzde 50 olduğu varsayımıyla hesap şöyle işler: 10.000.000 çarpı 0,5558 çarpı 0,50 çarpı on iki ayda on ay. Sonuç yaklaşık 2.315.000 TL'lik bir indirim tutarıdır. Genel oranı yüzde 25 olan kurumlar vergisi açısından bunun karşılığı yaklaşık 579.000 TL'dir. Yani şirkete konulan 10 milyon liranın ilk yıldaki vergi getirisi bu büyüklüktedir ve indirim izleyen dört yıl boyunca da hesaplanmaya devam eder.
Oran her zaman yüzde elli değil
Kanunda genel oran yüzde elli olarak belirlenmiştir, ancak bazı hâllerde farklılaşır. Nakdi sermaye artışının yurt dışından getirilen nakitle karşılanan kısmı için oran yüzde yetmiş beş olarak uygulanır.
Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen ilave puanlar da vardır. Halka açık sermaye şirketlerinde, indirimden yararlanılan yılın son günü itibarıyla borsada işlem görebilir nitelikte izlenen payların nominal tutarının ödenmiş veya çıkarılmış sermayeye oranı yüzde elli ve daha az ise yirmi beş puan, yüzde ellinin üzerinde ise elli puan ilave edilir. Nakden artırılan sermayenin yatırım teşvik belgeli üretim ve sanayi tesisleri ile bu tesislere ait makine ve teçhizat yatırımlarında kullanılması hâlinde, teşvik belgesindeki sabit yatırım tutarıyla sınırlı olmak üzere yirmi beş puan eklenir.
Bu ilaveler birleşebilir. Şartları birlikte taşıyan bir şirkette hesaplamada kullanılacak oran yüzde yüz yirmi beşe kadar çıkabilir.
Oranın sıfıra indiği hâller
Aynı kararname, bazı durumlarda indirim oranını sıfır olarak belirlemiştir. Gelirlerinin yüzde yirmi beşi veya fazlası; şirket faaliyetiyle orantılı sermaye, organizasyon ve personel istihdamı suretiyle yürütülen ticari, zirai veya serbest meslek faaliyeti dışındaki faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti ve menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşan şirketlerde oran sıfırdır.
Aktif toplamının yüzde ellisi veya daha fazlası bağlı menkul kıymetler, bağlı ortaklıklar ve iştirak paylarından oluşan şirketlerde de durum aynıdır. Artırılan nakdi sermayenin başka şirketlere sermaye olarak konulan ya da kredi olarak kullandırılan kısmı, arsa ve arazi yatırımına tekabül eden kısmı ve düzenlemenin yürürlük tarihinden itibaren yapılmış sermaye azaltımlarına karşılık gelen kısmı bakımından da oran sıfır olarak uygulanır.
Bu sonuncu grup pratikte önem taşır. Sermayeyi nakden artırıp aynı parayla grup içindeki başka bir şirkete kaynak aktaran ya da arsa alan bir yapı, indirimi fiilen kullanamaz. Sermayenin nereye harcandığı, indirimin varlığını doğrudan etkiler.
Nakit şartı: neler indirim doğurmaz
Düzenlemenin özü gerçek bir nakit girişidir. Bu nedenle şirketin kendi özkaynakları içinde yer alan kalemlerin sermayeye eklenmesi indirim doğurmaz. Dönem kârı, geçmiş yıl kârları, olağanüstü yedekler, yasal yedekler ve enflasyon farklarının sermayeye ilave edilmesi bir bilanço içi aktarımdır; şirkete yeni bir kaynak girmez.
Ortaklar cari hesabı bu konuda en sık karşılaşılan tartışma alanıdır. Ortağın şirketten olan alacağının sermayeye eklenmesi, ekonomik olarak bir nakit girişi gibi görünse de idarenin ve yargının yaklaşımına göre bilanço içi bir mahsup işlemidir ve indirim hakkı doğurmaz. Bu konuda Danıştay kararları da aynı yöndedir.
Ortağın kaynağı da önemlidir. Kanun, ortaklar veya ortaklarla ilişkili kişilerce kredi kullanılmak ya da borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımlarının indirim hesabında dikkate alınamayacağını açıkça belirtir. Ortağın sermaye payını kendi özkaynağından karşılaması gerekir.
Nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklanan sermaye artışları ile birleşme, devir ve bölünme işlemleri nedeniyle ortaya çıkan sermaye artışları da kapsam dışındadır.
Beş yıllık sınır ve 2026'nın anlamı
Uygulama ilk hâlinde süresizdi; şirket devam ettiği ve sermaye azaltımı yapmadığı sürece indirim her yıl yeniden hesaplanabiliyordu. 7417 sayılı Kanunla yapılan ve 5 Temmuz 2022'de yürürlüğe giren değişiklikle bu imkân sınırlandı. Bu tarihten sonra yapılan sermaye artırımlarında indirim, artırıma ilişkin kararın veya ilk kuruluşta ana sözleşmenin tescil edildiği hesap dönemi dâhil olmak üzere beş hesap dönemi için ayrı ayrı uygulanır.
Sınırlama getirilirken kazanılmış haklar korundu. 5 Temmuz 2022'den önce sermaye artırımı yapmış veya kurulmuş şirketler için indirim, 2022 hesap dönemi dâhil olmak üzere beş hesap dönemi boyunca uygulanabilir. Bu da son yılın 2026 hesap dönemi olduğu anlamına gelir.
Pratik sonuç açıktır: 2015 ile 2022 ortası arasında nakit sermaye artırmış ve indirimi kullanmaya devam eden şirketlerde bu hak, 2026 yılı kazancı üzerinden verilecek beyannameyle birlikte sona erecektir. İndirimin bu yıl doğru ve eksiksiz hesaplanması, bir daha geri gelmeyecek bir hakkın son kez kullanılması anlamına gelir.
Kullanılamayan indirim kayıp değildir
Şirketin o yıl zarar etmesi ya da kazancının yetersiz kalması, indirimin kaybı demek değildir. Hesaplanan ancak kazanç yetersizliği nedeniyle indirilemeyen tutar, izleyen hesap dönemlerine devreder ve kazancın oluştuğu dönemde kullanılır. Bu devirde bir süre sınırlaması bulunmaz; beş yıllık sınır, indirimin hesaplanacağı dönem sayısına ilişkindir, devredilen tutarın kullanımına değil.
Devreden tutar herhangi bir endekslemeye tabi tutulmaz. Bu nedenle indirimin mümkün olan en erken dönemde kullanılması, tutarın reel değerini korumak bakımından önemlidir.
Bir diğer ayrıntı, indirimin geçici vergi dönemlerinde kullanılamamasıdır. Hesaplamada yıl için en son açıklanan faiz oranı esas alındığından, indirim yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde dikkate alınır.
Sonradan yapılan sermaye azaltımı
İndirimden yararlanan şirketlerin sonraki yıllarda sermaye azaltımına gitmesi, kullanılmış indirimi tartışmalı hâle getirir. Azaltılan sermayeye karşılık gelen kısım bakımından indirim oranı sıfır olarak uygulanacağından, azaltım öncesinde bu etkinin hesaplanması gerekir.
Sermaye azaltımının hangi kalemden yapıldığı ayrıca önem taşır. Nakit sermayeden mi, yoksa geçmişte sermayeye eklenmiş kâr veya fonlardan mı azaltıldığı, hem bu indirim hem de azaltımın kendi vergisel sonuçları bakımından farklı tablolar doğurur.
Yıl kapanmadan atılması gereken adımlar
Sermaye artırımı düşünülüyorsa takvim belirleyicidir. İndirim, tescil ve ödemenin yapıldığı aydan yılsonuna kadar hesaplandığından, aralık ayında yapılan bir artırım yalnızca bir aylık indirim üretir. Aynı işlem yılın başında yapılsaydı tutar on iki katına çıkardı. Karar verilmişse beklememek gerekir.
İkinci kontrol noktası paranın kaynağıdır. Ortağın sermaye payını kendi özkaynağından ödemesi, ödemenin banka kanalıyla ve tescille uyumlu tarihlerde yapılması, dekontların saklanması gerekir. Ortaklar cari hesabının mahsubu yoluyla yapılan bir artırımın indirim doğurmayacağı baştan bilinmelidir.
Üçüncü kontrol, paranın nereye harcanacağıdır. Grup şirketine aktarım, kredi kullandırma veya arsa alımı, indirimi o tutarla sınırlı olarak sıfırlar. Sermayenin işletme faaliyetinde kullanılması bu riski ortadan kaldırır.
Son olarak, 2022 öncesinde artırım yapmış şirketlerde 2026 yılı hesaplamasının atlanmaması gerekir. Geçmiş yıllarda indirimden yararlanmamış ancak şartları taşıyan şirketler için düzeltme yoluyla geçmişe dönük değerlendirme de mümkün olabilir; bu, dosyanın şirket bazında incelenmesini gerektiren bir konudur.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; işletmelerin kendi özel durumları için mali müşavirlerinden görüş alması gerekir.